Suyla Ilgili Mucizeler

Kuran-ı Kerim Meali

Duyurular

2015 Kutlu Doğum Siyer Sınavı İçin Başvuru Merkezleri Açıklandı
2015 Kutlu Doğum Siyer Sınavı Başvuru Merkezleri açıklandı. Yarışmaya katılmak isteyenler, listeden kendilerine yakın merkezlere başvurup kayıt yaptırabilirler.

KUTLU DOĞUM SİYER SINAVI BAŞVURULARI BAŞLADI
Peygamber Sevdalıları Platformu 2014 Kutlu doğum etkinlikleri kapsamında her yıl geleneksel olarak düzenlediği Kutlu Doğum Siyer Sınavı başvurularını almaya başladı.

Kutlu Doğum 3. hafta etkinlik tarihl belli oldu
Peygamber Sevdalıları Platformu tarafından düzenlenen etkinliklerin 3. haftası takvimi yayımlandı.

PEYGAMBER SEVDALILARI PLATFORMU BÖLGE KOORDİNATÖRLERİ İLETİŞİM BİLGİLERİ
Peygamber Sevdalıları Platformu İletişim Bilgileri

2014 KUTLU DOĞUM 1. HAFTA ETKİNLİK TAKVİMİ
2014 Kutlu Doğum 1. Hafta Etkinlik Takvimi Açıklandı

2014 KUTLU DOĞUM AFİŞİNİ İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ
2014 Kutlu Doğum Etkinliklerinde kullanılacak afiş çalışması sitemizden indirilebilir.

SALAVAT KAMPANYASI BAŞLADI
2014 kutlu doğum etkinlikleri kapsamında düzenlenecek Mewlid etkinliklerinde açıklanmak üzere her sene yapılan salavat kampanyası için start verildi.

ETKİNLİK YAPILAN YERLERDE "HER EVE BİR KURAN" KAMPANYASI
Etkinlik Yapılan Yerlerde Her Eve Bir Kur'an-ı Kerim Kampanyamız Hakkında Detaylı Bilgi

Son Videolar

Ayet-Hadis-Söz

Bir Ayet
Andolsun, Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık; Bize hiç bir yorgunluk dokunmadı. (Qâf 38)
 
Bir Hadis
Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir:
Mazlumun duası, yolcunun duası ve babanın evladına duası.
İbni Mace
 
Bir Söz
Muhammed (sav)’in doğruluğu, faaliyeti, hakikati taharride samimiyeti, sarsılmayan azmi, imanı, kendisini dinlemek istemeyenlere ezeli hakikati dinletmek yolundaki sebatı bana kalırsa onun o cesur ve azimkâr Peygamberin hatem-i risalet olduğunun en kat’i ve en emin delilleridir.(Dr. City Youngest)
 

Veda Hutbesi

Yeni Sayfa 4

"Allaha hamd-ü senâ ederiz. Ona döneriz.

Nefislerimizin fenalıklarından ve kötü amellerimizden Ona sığınırız.

Allahın hidâyet ettiğini, kimse doğru yoldan çıkaramaz.

Allahın şaşırttığını, kimse doğru yola koyamaz.

Şehâdet ederim ki Tanrı yoktur, sadece Allah vardır.

Birdir, eşi ve benzeri yoktur.

Yine şehâdet ederim ki Muhammed, Onun kulu ve Rasûlüdür."

 

Ey Allahın kulları ..!

 

Allahtan korkmanızı ve Ona itaat etmenizi vasiyet ederim.

 

Ey İnsanlar ..!

 

Sözlerimi iyi dinleyiniz...

Çünkü bu seneden sonra bir daha sizinle burada tekrar buluşup buluşamayacağımı bilmiyorum.

 

Ey İnsanlar ..!

 

Bugünün ne günü olduğunu biliyor musunuz... Burası, Belde-i Haramdır.(Mekkedir) Bugününüz nasıl mukaddes bir gün, bu ayınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz nasıl mukaddes bir şehir ise, biliniz ki canlarınız, mallarınız, ırzlarınız da; bu mukaddes gün, bu mukaddes ay, bu mukaddes şehir gibi yek diğerinize karşı mukaddestir. Bunlara tecavüz haramdır.

 

Ey Ashabım..!

 

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünki her hâl ve harekeinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski dalâletlere (sapıklıklara) dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız!

 

Ashabım ..!

 

Eskiden câhiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır.

Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalibin torunu Rabianin kan davasıdır.

 

Ashabım ..!

 

Her türlü riba (faiz) kaldırılmıştır İlk kaldırdığım riba, Abdulmuttalibin oğlu Abbasın ettiği ikrazlardır(borç vermelerdir)

Allahın emriyle faizcilik artık yasaktır. Eski câhiliyet devrinden kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır.

Borçlular, alacaklılara yalnız aldıkları parayı ödeyeceklerdir.

Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız...

 

Ashabım..!

 

Kimin yanında bir emanet varsa, onu sahibine versin.

Hediyeler, hediye ile karşılanır.

Başkalarına kefil olan, kefaletin sorumluluğunu üstüne alır.

 

Ey İnsanlar..!

 

Bugün şeytan sizin topraklarınızda yeniden nüfuz ve saltanat kurmak gücünü ebedî sûrette kaybetmiştir.

Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız, onu sevindirmiş olursunuz.

Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız.

 

Ey insanlar ..!

 

Kadınların haklarına riayet ediniz. Bu hususta Allahtan korkunuz.

Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onları Allah adına söz vererek helâl edindiniz.

Sizin kadınlar üzerinde haklarınız olduğu gibi, onların da sizin üzerinizde hakları vardır.

Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız; onların aile şerefini , sizin hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir.

Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları uyarıp, sakındırabilirsiniz.

Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşrû bir şekilde hertürlü yiyecek ve giyecek ihtiyaçlarını sağlamanızdır.

Onlar sizin haklarınıza riayet etsinler...Siz de onlara nezâketle muamele edin.

Bir kadının kocasının izni olmadıkça onun malından bir şeyi başkasına vermesi, helâl olmaz.

Kölelerinize gelince... Onlara da yediğinizden yedirmeğe, giydiğinizden giydirmeğe çalışın.

Affedemeyeceğiniz bir hata işlerlerse kendilerine izin verin.

Fakat asla eziyet etmeyin.Çünkü onlar da Allahın kuludur.

 

Ey müminler..!

 

Sözümü iyi dinleyin, iyi anlayın.

Muhakkak ki Rabbiniz birdir. Babanız da birdir, hepiniz Ademin çocuklarısınız... Adem ise topraktandır.

Hiç kimsenin başkaları üzerinde üstünlüğü yoktur.

Şeref ve üstünlük, ancak fazilet iledir.

Müslüman müslümanın kardeşidir. Bütün müslümanlar kardeştir, eşit hakka mâliktir.

Din kardeşinize ait olan herhangi birşeye, bir hakka tecavüz etmek, gönül rızası ile olmadıkça, başkası için helâl olmaz.

Haksızlık yapmayın... Haksızlığa da boyun eğmeyin. Ahâlinin haklarını gasp etmeyin.

Sakın benden sonra kâfirlerin yaptığı gibi birbirinizle boğuşmayın..

 

Ey Müminler..!

 

Size bir emanet bırakıyorum..Siz ona sıkı sarıldıkça, yolunuzu şaşırmazsınız.

O emanet de Allahın kitabı Kurân dır.

 

Ey Ashabım..!

 

Nefsinize zulmetmeyin...Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

 

Ey İnsanlar..!

 

Allah , herkese düşen miras hakkını Kurân da bildirmiştir.

Mirasçılar için ayrıca vasiyetnâme yapmaya hâcet yoktur.

 

Ey İnsanlar..!

 

Her câni kendi suçunundan kendisi sorumludur.

Hiçbir câninin işlediği suçun cezasını evlâdı çekmez.

Hiç bir evlâdın suçundan da babası sorumlu tutulamaz.

 

Ey İnsanlar..!

 

Mutemâdiyen dönmekte olan zaman, Allahın gökleri, yerleri yarattığı günki vaziyete dönmüştür..

Bir yıl, ay ölçüsüyle oniki aydır.

Bunlardan dördü, haram aylardır.

Bunlardan üçü, arka arkaya Zilka de, Zilhicce, Muharrem dir.

Dördüncüsü Receb tir, ki Cümade-l âhire ile Şaban arasındadır.

Bu sene haram aylar eskilerine geldi. Hac mevsimi yine Zilhicce nin onuncu gününe rastladı.

 

Ey İnsanlar...

 

Allaha kulluk edin. Beş vakit namazınızı kılın.

Ramazan orucunu tutun.

Emirlerime itaat edin.

O takdirde Rabbinizin Cennetine girersiniz.

 

Ey İnsanlar..!

 

Aşırı gitmekten sakınınız.

Sizden öncekilerin mahvolmalarının sebebi, dinde ifratta olmaları idi.

Hac usûllerini benden öğrenin.

Muhakkak olarak bilmiyorum, belki bu seneden sonra bir daha haccedemem.

Bu nasihatlarımı burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin. Olabilir ki, kendisine bildirilenler, burada bulunanlardan daha iyi anlayarak bunları korumuş olurlar.

 

Ey insanlar..!

 

Yarın beni sizden soracaklar.. Ne dersiniz.. Risâletimi tebliğ ettim mi. Görevimi yaptım mı...

 

Ashab bu soruya hep bir ağızdan EVET..! Yemin ederiz ki tebliğ ettin. Bize nasihat ve tebligatta bulundun. Böylece şehâdet ederiz. der.

Vâdi artık bu sözlerle çalkalanmaktadır.

 

Allah Rasûlü parmağını havaya kaldırarak, üç kez,

 

Şâhid ol Ya Rabbi..!

Şâhid ol Ya Rabbi..!

Şâhid ol Ya Rabbi..!

 

Buyurur.

 

Hz. MUHAMMED (SAV)

 
Suyla İlgili Mucizeler

Suyla İlgili Mucizeler

 

Mucizelerin genellikle ihtiyaç vaktinde gerçekleştiğini ve böylelikle henüz îmana gelmemiş olanlara Allah'ın varlığı konusunda bir ipucu verilirken, müslümanlarm îmanlarının kuvvetlendiğini belirtmiştik.
  Şimdi ise, Peygamberimizin suyla ilgili mucizelerini ele alacağız.

* * *

  Peygamberimizin özel hizmetinde bulunan Hazreti Câbir anlatıyor:
  "Buvat Gazve'sinde (harbinde), Peygamber Efendimiz ferman etti:
  — Abdest almaları için (sahabilere) seslen.
  Ben, denileni yapınca, suyun olmadığı söylendi.
  Peygamberimiz:
  — Bir parça su bulunuz, dedi.
  Çok az miktarda vardı, getirdik. O su üzerine elini kapadı, birşeyler okudu, bilemedim ne idi. Sonra ferman etti:
  — Kafilenin (yola çıkan grubun) kullandığı büyük tekneyi getir.
  Bana getirildi, ben de Peygamberimizin önüne koydum. Efendimiz, teknenin içine elini soktu, parmaklarını açtı ve biraz önce dua ettiği o az miktardaki suyu, elinin üzerine dökmemi istedi. Ben o suyu dökerken gördüm ki, mübarek parmaklarından çeşme gibi su akarak o tekneyi dolduruyor. Suya muhtaç olanları çağırdım, ordudaki bütün sahabiler geldiler, o sudan bol bol içip abdest aldılar, ihtiyaçları bitince: "Kimse kalmadı Ya Resulallah" dedim. Elini kaldırdı. Tekne, ağzına kadar dolu kaldı."

* * *

  Peygamberimizin sadece bir tek kişiye gösterdiği mucizeleri de vardır. Fakat parmaklarından suyun akmasıyla ilgili mucize, bir ordu kadar kalabalık olan insanların gözü önünde ve üstelik de üç defa gerçekleştiği için çok meşhur olmuştur. Bu yüzden de elbette ki bizlere yanlış ulaşması (veya olmadığı halde olmuş gibi haber verilmesi) mümkün değildir. Çünkü, yalandan öldürücü bir zehir gibi nefret eden ve doğruluk için canlarını, ailelerini ve kavimlerini feda eden binlerce sahabinin, herhangi bir yalan karşısında susması veya bir yalan haber üzerinde ittifak etmesi (söz birliği etmesi) düşünülemez.
  Hazreti Enes anlatıyor:
  "Üçyüz kadar sahabi, Zevra adı verilen yerde Peygamber Efendimizle birlikteydik. İkindi namazı için abdest alınmasını emretti. Ama su bulunamadı. Yalnız bir parça su istedi, getirdik. Mübarek ellerini suyun içine batırdı. Gördüm ki parmaklarından çeşme gibi su akıyor. Emrindeki üçyüz adam geldiler ve hepsi de kana kana içip abdest aldılar."

* * *

  Hazreti Câbir anlatıyor:
  "Bin beşyüz kadar sahabi, Hudeybiye Gazvesinde susamıştık. Peygamber Efendimiz, "kırba" adı verilen bir deri tulum içindeki sudan abdest aldıktan sonra elini onun içine soktu. Gördüm ki, parmaklarından oluk oluk su akıyordu. Daha sonra bin beşyüz kişi sırayla geldi ve doya doya içip, kaplarını o kırbadan doldurdular."
  Hazreti Salim, bu mucizeyi gören Hazreti Câbir'den sormuş: "Kaç kişiydiniz?"
  Câbir demiş ki: "Yüzbin kişi de olsaydı, o kırba içindeki su yetecekti. Fakat biz, bin beşyüz kişiydik."

* * *

  Değerli kardeşlerim
  Hazreti Musa Aleyhisselam da su ile alâkalı mucizeler göstermiş ve elinde taşıdığı asası (değneği) ile vurduğu taşlardan su çıkarmıştır. Ancak bu mucize, Peygamber Efendimizin on parmağından on musluklu bir çeşme gibi su akıtması derecesine çıkamaz. Çünkü bugün bazı sondaj (toprağı delme) aletleriyle taşa vurulduğunda (yani sert zeminler kazıldığında) suyu çıkartmak mümkün olabilmektedir. Ama bir elden, yani et ve kemik arasından su akıtmak, sadece Peygamberimize has bir mucizedir ve bu da O'nun "Peygamberler Peygamberi" olduğunun bir işaretidir.

* * *

  Hazreti Muaz anlatıyor:
  "Tebük Savaşında bir çeşmeye rastgeldik. İncecik bir ip gibi, güçlükle akıyordu. Peygamberimiz emretti ki:
  — O sudan bir parça toplayınız.
  Sahabiler, avuçlarında bir parça topladılar.
  Efendimiz, toplanan suyla elini yüzünü yıkadıktan sonra, o suyu tekrar çeşmeye koymamızı istedi. Bu işi yapınca, çeşmenin merkezi (suyun çıktığı yer) birden açıldı ve su gürül gürül akarak bütün orduya kâfi geldi (yetti)"
  Aynı mucizeye şahit olan imam İbni İshak der ki: "O çeşmenin suyu, toprak altından gök gürültüsü gibi ses çıkartarak akınca, Peygamberimiz, Hazreti Muaz'a şunları söyledi:
  — Bu su, bir mucize eseri olarak buraları bağa çevirecek, ömrün varsa göreceksin.
  Efendimizin bu sözü de aynen gerçekleşmiş ve o çorak yerler, çeşmeden kaynayan sularla, ileriki yıllarda meyva ağaçlarıyla dolu bahçelere dönüşmüştür.

* * *

  Ebu Katâde anlatıyor:
  "Meşhur Mute Gazvesinde (harbinde), bende bir kırba (su tulumu) vardı. Yolda giderken, Peygamberimiz bana dönerek şöyle dedi:
  — Kırbanı sakla, onun büyük işi var. (yani ona önemli bir vazife düşecek)
  Biraz sonra susuzluk başladı. (Taberî'ye göre İslâm ordusu üçyüz kişi idi.) Ve nihayet bütün sular bitti. Peygamber Efendimiz
  — Kırbanı getir!., buyurdu.
  Hemen getirdim. Mübarek ağzını, kırbanın ağzına yaklaştırdı, içine nefes etti mi, etmedi mi bilemedim. Daha sonra bütün sahabiler geldiler, o kırbadan içtiler, bütün su kaplarını doldurdular. Sonra ben aldım. Verdiğim gibi doluydu."

* * *

  Hazreti İmran anlatıyor:
  "Bir seferde (yolculukta), Peygamber Efendimizle birlikte susuz kaldık. Bana ve Hazreti Ali'ye ferman etti ki:
  — Filan yerde bir kadın, iki kırba (tulum) suyu hayvanlarına yüklemiş vaziyette gidiyor. O kadını alıp buraya getiriniz.
  Hemen Ali ile beraber yola koyulduk ve Peygamberimizin tarif ettiği o yerde, kadını aynı şekilde bulup getirdik.
  Sonra emretti:
  — Bir kaba bir parça su boşaltınız.
  Kadına ait kırbalardan az miktarda su ayırdık. Ve Peygamberimiz bereketle dua ettikten sonra, o suyu tekrar aldığımız yere boşalttık.
  Peygamberimiz, daha sonra ferman etti:
  — Herkes gelsin, kabını doldursun.
  Bütün kafile, bol bol içip kaplarını doldurduktan sonra, Efendimiz:
  — Kadın için birseyler toplayınız, dedi. Toplanan hediyeleri kadının eteğine doldurduk. Ben, o kırbalardaki suyun gitgide fazlalaştığını tahmin ederken, Peygamberimiz o kadına şöyle dedi.
  — Senin suyundan almadık. Cenâb-ı Hak, bize kendi hazinesinden içirdi.

* * *

  İşte, koca bir ordunun gözü önünde cereyan eden bir mucize daha:
  Hazreti Ömer anlatıyor:
  "Tebük Savaşında susuz kalmıştık. Bu yüzden bazı sahabiler, vücutlarında depoladıkları suyu içmek için develerini kesiyordu. Bunun üzerine Hazreti Ebubekir, yağmur duası yapması için Efendimize ricada bulundu. Peygamberimiz, ellerini kaldırıp dua etti ve ellerini henüz indirmeden bulutlar toplanıp öyle bir yağmur yağdı ki, bütün kaplarımızı doldurduk. Sonra su çekildi. Yağmur, sadece ordumuzun bulunduğu yere yağmıştı."

* * *

  Peygamberimiz, Hazreti Enes'in evinde bulunan kuyuya mübarek tükürüğünü bıraktıktan sonra dua etti. Medine'deki en güzel ve en tatlı su o oldu.

* * *

  Efendimize bir kova Zemzem Suyu getirdiler. Bir parça ağzına aldıktan sonra, o suyu tekrar kovaya boşalttı. Kova misk gibi kokmaya başladı.

* * *

  Peygamberlikten önceki yıllardı. Efendimiz, amcası Ebu Talip ile birlikte Arafat civarındaki Zilmecaz Bölgesine gelmişlerdi. Bu arada yanlarındaki su da tükenmişti. Ebu Talip çok susadığını söyleyince, Peygamberimiz devesinden indi ve ayağını yere vurarak oradan su çıkardıktan sonra, amcasına ikram etti.
  Bu hadiseden bin sene sonra, Efendimizin ayağını vurduğu yerden meşhur Arafat Suyu çıkmıştır ve bu su hâlâ kullanılmaktadır.

 

KAYNAK
Cüneyd SUAVİ; "Mucizeler - Cennet Çiçeklerine Cennet Manzaraları", Zafer Yay.

 


 

Google

Facebook

  DİĞERLERİ
Vefat Etmiş Kişilerle İlgili Mucizeler
Suyla İlgili Mucizeler
Meleklerle İlgili Mucizeler
Ay Mucizesi
Miraç Mucizesi
Birkaç saniyede Mekke'den Kudüs'e götüren Allahü teâlâ, neden daha uzaklara götüremesin? Allahü teâlânın kudretinden ancak kâfirler şüphe eder.

n

Haber Ara

Salavat Teslim

Kategoriler

2015 KUTLU DOĞUM
Haber
Makale
Sizden Gelen Şiirler
Mübarek Sahabeleri
Peygamberler Tarihi
Siyer-i Nebi

Multimedya

Tavsiyeler

Son Resimler

2014-Bitlis Kutlu Doğum Etkinliği

2014-Batman Kutlu Doğum Etkinliği

2014-Adana Kutlu Doğum Etkinliği

2014-İkiköprü (İstasyon) Beldesi

2014-Balpınar (Girêsîra)

2014-Dêraqîra Köyü/Beşiri

2014-Cizre Kutlu Doğum Etkinliği

Ziyaretçi Defteri

TARİH : 2014-03-12 -- 14:21:42 tarihinde Alican Özsoy tarafından gönderildi...
Ülke : Türkiye
Şehir : istanbul
Selamun Aleykum
YENİ MESAJ EKLE | MESAJLARI OKU
 
           
Duyuru Efendimizin Özellikleri   Haber Filmler      
Makale Sorularla Efendimiz   Kutlu Doğum Sahabe İklimi      
Sizden Gelen Mektuplar Mübarek Sahabeleri   Amatör Videolar Fragman      
Sizden Gelen Şiirler Efendimizin Nükteleri   Yetişkin Sevdalilar Yabancı      
Siyer-i Nebi Peygamberler Tarihi   Minik Sevdalılar Sesli Medya      
Kutlu Doğum Mesajınız Efendimizin Mucizeleri   Çıkan Albumler